E-Posta Bültenimiz Yayınlarımızla ilgili gelişmeleri takip etmek için lütfen E-Posta Bültenimize üye olunuz.




İnceleme - Araştırma /
Çevirmen Ercüment Özkaya
ISBN 978-975-6790-03-8
Sayfa Sayısı 256
Boyut 13 x 19,5
Baskı 1. BASKI - Tükendi
Fiyatı 25 TL
PDF PDF Önizleme
AHLÂKSIZ FİL: 21. Yüzyılda Küreselleşme ve Sosyal Adalet Mücadelesi
The Amoral Elephant: Globalization and the Struggle for Social Justice in the Twenty–First Century
William K. Tabb

“Tarihsel bilinçteki dönüm noktalarının meydana geldikleri ânda fark edilmeleri zordur.
 
Küreselleşme terimi, devletler ve toplumlar arasında karşılıklı ilişki ve bağımlılık sürecini tanımlar. Küreselleşme, çoğu kişi tarafından, piyasaların insanların onları etkileme yeteneğinin ötesine genişlediği bir piyasa sorunu şeklinde anlaşılır.
 
Küreselleşme, dünyanın ticaret ve finans rejimlerini yeniden inşa eder ve insanların kendilerini, çocuklarının hayat alanlarını, etnik kimliklerini nasıl gördüklerini etkileyerek, bilinçliliği en yerel ve kişisel düzeylerde yeniden tanımlar. Çoğul kimlikler küreselleşme güçlerinin sonucu olarak değişikliğe uğrar.
 
İnsanların içinde yaşadıkları düzeni anlamaya çalışmaları, bir grup körün bir fili tanımaya çalışmasını anlatan eski öyküyü hatırlatır. Söz konusu fil, kapitalizmdir. Hayatımıza giren varlığı öylesine büyüktür ki, karşısında kişisel deneyimlerimizle edindiğimiz bilgi, her biri yakaladığı parçasından filin ne olduğunu anladığını sanan körlerin durumuna benzer: Bir tanesi kollarını filin bacağına dolar ve fil denilen şeyin bir ağaç kütüğünden ibaret olduğunu söyler. İkincisi devasa gövdesine dokunur ve “bu eski kalenin duvarlarının sağlam ve kalın olduğunu” bildirir. Bir başkası kuyruğunu yakalamıştır ve filin kalın bir urgan olduğunu güvenle ilân eder. Kulağına dokunan bir başkası ise bir cengel bitkisinin dev yaprağını tanımıştır. Her biri, kendi kişisel ve yerel deneyimiyle edindiği bilgiyle bir bütün olarak fili anlamış olduğundan emindir. Ve tabii ki, sırtında yolculuk edenlerin filin doğası hakkındaki deneyimleri, ayakları altında ezilenlerinkinden bütünüyle farklıdır. Filin kendisi ise duygudan, ahlâktan ve vicdandan yoksundur.
 
Böyle tarihsel bir yaklaşımdan küreselleşme, Batı kültürünün, düşünce tarzlarının ve sömürgecilik ve emperyalizmi destekleyen ekonomik örgütlenmesinin üstünlüğünü varsayan uzun bir geleneğin sonucu olarak da anlaşılabilir. Halklar fethedilmiş ve boyunduruk altına alınmıştır. Doğal ve insanî kaynakları talan edilmiştir. Fatihlerin kibri–sömürücülerin, karanlıkta yaşayanlara aydınlık getirdiği, daha iyi bir yaşam tarzına giden yolu görmelerine yardımcı olduğu hikâyeleriyle–meşrulaştırılmıştır. Bugün, (“bize bunları Tanrı yaptırdı”, “Beyaz adamın yükü” gibisinden) emperyalizm ve sömürgeciliğin kendini haklı çıkarmak için baş vurduğu eski mavallara gülebiliriz, oysa, günümüzün meşrulaştırıcı mavalları da aynı derecede mantıksız ve belli bir kesimin çıkarlarını aklamaya yöneliktir. Sadece sömürgecilik, emperyalizm ve yeni-sömürgecilik çağlarında, çağın en parlak beyinlerinden bir bölümünün yabancı egemenliğini haklı çıkartmak için etkileyici meşrulaştırmalar üretmiş olduğunu söylemek, sanırım yeterli olacaktır.
 
Küreselleşme, karşı konulmaz bir süreç olabilir. Fakat alacağı biçim kaçınılmaz değildir ve kapitalist birikimin şu anda dünya ölçeğinde yürütülüş tarzı sürdürülemez niteliktedir. Kısacası, küreselleşme, göreceli iktidar ilişkileriyle, değişim kadar bağımlılıkla ve ötekinin nasıl evcilleştirileceği ya da direnişe itileceğiyle ilişkilidir: Sıradan bir teknik konu olmanın çok ötesinde, derinlemesine siyasi bir süreçtir.
 
Bugünü tarih olarak görmek, aynı zamanda kendimizi bu tarihi şekillendirebilecek varlıklar olarak görmektir.”


Anasayfa | Hakkımızda | Yazarlar | Haberler | Galeri | İletişim |
Epos Yayınları Tüm Hakları Saklıdır © 2012
Site Kullanım Şartları | Gizlilik | Hizmet Sözleşmesi | Garanti Şartları